Boş Duvar Sendromu: Hata Yapmaktan Korkanlara Öneriler 👓
“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.” , Oğuz Atay
Bu söz, hayatımın bir çok döneminde benimleydi. Geçenlerde yine rastladım ve telefonumun bir köşesine not aldım hemen. Mükemmeliyetçiliğin ağır yükü altında çok zaman kötü olma ihtimaline karşı harekete geçemediğim zamanlarım oldu. Belki siz de benim gibi hissediyorsunuzdur: Bir projeyi başlatmaktan korkmak, ‘iyi bir lider olamazsam?’ diye düşünmek, fikrini söylemekten çekinmek…
Geçmişte “Hata Yapma Cesareti” başlıklı yazımda, yanlışların ve hataların öğrenme yolundaki önemine değinmiştim. Bu kez, bu öğrenmeyi adım atma cesaretiyle birleştirmek istedim. Yeniden okumak isterseniz:
Terfi dönemine girdik; birçok kişi yeni bir pozisyona geçmeyi, daha fazla sorumluluk almayı düşünüyor. Ancak kafalarda o tanıdık düşünceler dönüp duruyor:
– “Ya büyük bir yanlış yaparsam?”
– “Ya ekibimi iyi yönetemezsem?”
– “Ya çok fazla stres yaparsam ve tükenirsem?”
Ama şu gerçeği hepimiz biliyoruz: Hiç denememek, şu an sahip olduğumuzdan daha fazlasını hiçbir zaman elde edememek demek. O resim kötü de olsa, asılmadığı sürece duvarda hep o boş alanı göreceksiniz.
‘Mükemmel bir plan oluşturmalıyım, en iyisini yapmalıyım,’ diye diye bırakın adım atmayı, adım atmayı düşünmenin bile beni yorduğu dönemlerim oldu. Ama hayatımın belli dönemlerinde, cesurca “neden olmasın?” diyebildiğim anlar da oldu.
İş hayatınızda bu cesareti kendinize tanımalısınız. Yeni bir pozisyona başlamak, yeni bir projeyi yürütmek, bir fikir sunmak ya da bir girişim başlatmak her zaman bir risk taşır. Ama unutmayın, hatalar öğrenmenin ta kendisidir. Kötü bir başlangıç bile, hiç başlamamaktan daha iyidir.
Hata Yapmaktan Korkanlara 10 Önerim
- “Yeterince İyi” Kavramını Benimseyin: Her şeyin mükemmel olması gerekmiyor. Bir projeyi ya da işi % 70-80 tamamlanmış halde sunmaktan korkmayın. Zamanla eksik kısımları geliştirebilirsiniz.
- Küçük Adımlarla Başlayın: Büyük bir hedef sizi korkutuyorsa, o hedefi daha küçük ve kolay yönetilebilir parçalara bölün. Örneğin, bir projeye başlamak yerine ilk toplantıyı düzenlemeyi hedefleyin.
- Hataları Normalleştirin: Hata yapmayı, başarıya giden yolda doğal bir adım olarak görün. Kendi kendinize “Bu süreçte ne öğrendim?” diye sorun ve her hatayı bir fırsata dönüştürün.
- Kendinizi Gerçekçi Standartlarla Ölçün: Başkalarının başarı hikayelerine bakıp kendinizi kıyaslamayın. Kendi standartlarınızı belirleyin ve bu standartların ulaşılabilir olmasına dikkat edin.
- Geribildirim Almaktan Çekinmeyin: Sürekli kendi mükemmeliyet standartlarınızı dayatmak yerine, dışarıdan farklı bakış açıları alarak ilerleyin. Geribildirim, hem gelişmenizi sağlar hem de üzerinizdeki baskıyı azaltır.
- Sürece Odaklanın, Sonuca Değil: Mükemmel sonuçlar elde etmek yerine, sürecin keyfine varmaya çalışın. Süreç boyunca öğrendikleriniz, sonuçtan daha değerlidir.
- “Hayır” Demeyi Öğrenin: Mükemmeliyetçiler genellikle her şeyi yapmak ister. Ancak, her projeye ya da göreve yetişmeye çalışmak yerine, önceliklerinizi belirleyin ve gerektiğinde hayır deyin.
- Kendi Hikayenizi Yaratın: Başkalarının yollarını takip etmek yerine, kendi yolunuzu çizin. Sizin hikayeniz size özeldir ve diğerlerinden farklı olması gayet doğaldır.
- Başarısızlık Korkusunu Anlayın: Başarısızlıktan neden korktuğunuzu anlamaya çalışın. Bu korku genellikle yargılanma, reddedilme ya da yeterli olmama duygusundan kaynaklanır. Bu duygularla yüzleşmek, sizi özgürleştirir.
- Mola Vermeyi Unutmayın: Sürekli mükemmel olmaya çalışmak tükenmişliğe neden olabilir. Düzenli olarak dinlenin, kendinize zaman ayırın ve enerjinizi yenileyin.
Eğer bu yazıyı okurken kendinizi bir projeye – ekibe liderlik etmeyi, yeni bir fikir sunmayı ya da iş hayatınızda bir değişim yapmayı düşünürken buluyorsanız, lütfen bunu bir işaret olarak kabul edin.